TÜBA Bilim Terimleri sözlüğünde sayısallaştırma olarak karşımıza çıkan dijitalleştirme kavramı “Ses ve görüntü gibi analog verileri göstermek, işlemek, depolamak, iletmek amacıyla örnekleyip nicemleyip kodlayarak sayısal veriler haline dönüştürmek.” olarak tanımlanıyor. Dijital kelimesi tarım alanında yaygın olarak kullanıldığı, bu yazı da yaygın kullanılan kelimeleri açıklamaya yönelik olduğu için burada “dijital”i kullanmaya devam edeceğiz.
Hayatımız kaçınılmaz bir hızla dijitalleşiyor. Pandemi günlerinde telefonlarımız bizi dünyaya bağlayan minik kapılara dönüştü. Artık okulumuzla hatta doktorumuzla bile dijital dünyada iletişim kurabiliyoruz. Cebimizden çıkardığımız telefonla profesyonellere taş çıkartacak fotoğraflar çekebiliyoruz, bir imza için günlerce devlet dairelerinde kuyruk beklemiyoruz. Hava durumu uygulamasına bakmadan sokağa, navigasyon olmadan trafiğe çıkmıyoruz. Trafikte sıkışıp kalsak bile tam olarak kaç dakika sonra evimize varacağımızı biliyoruz. Çiftçiler de bu dönüşüme katılıyorlar. Tarımda belirsizlikleri azaltmak, ürün kalitesini ve verimini arttırmak için dijital dönüşüm dünyada çoktan başladı. Bizde de hızla dijital tarımsal uygulamalara geçiliyor. Peki nasıl?
Verim deyip geçmeyin Avrupa’da her yıl 700 milyon tonun üzerinde tarımsal atık çıkıyor. Akıllı tarım uygulamaları sayesinde 2026 yılına kadar tarım giderlerinde %4-6 civarında tasarruf, ürün değerlerinde %3 civarında artış öngörülüyor. Milyonlarca ton tarım ürününün en iyi kalitede üretilebilmesi, doğru koşullarda saklanabilmesi, gitmesi gereken yere zamanında ulaşabilmesi için güvenilir veri toplamak ve bu verileri anlamlı bir şekilde işleyebilmek gerekiyor.
Tarım, inanılmaz karmaşık bir alan çünkü üretim tek bir merkezden kontrol edilmiyor. Bitki, toprak veya suda barınan çok farklı çeşitlerde milyarlarca mikroorganizma eşzamanlı olarak birlikte ve/ya kendi başlarına çalışabiliyorlar.
18. yy’da buhar makinalarıyla başlayan sanayileşmenin dördüncü devrimini yaşıyoruz, bu evreye Endüstri 4.0 deniyor. Endüstri 4.0’ın tarıma özel olanı da Agri-Food 4.0 veya Tarımda Dijitalleşme olarak isimlendiriliyor. Yepyeni teknolojiler ile muazzam miktarlarda veri, diğer adıyla büyük veri, toplanıyor. Örneğin tarlanın içinden, gökteki drone veya uçaktan ya da uydudan istediğimiz sıklıkta, ister normal ister multispektral,bütçemiz elverirse hiperspektral görüntü alabiliyoruz. Üstüne üstlük toprağa batırılan bir sensörle nem, tuz, sıcaklık değerlerini istediğimiz sıklıkta ölçüp kaydedebiliyoruz. Mini meteoroloji istasyonuyla an an hava sıcaklığını, nemini, basıncını ölçüp kaydedebiliyoruz. Hatta tek cihazla bu ikisini birden de yapabiliyoruz. Bu kadar veriyi nerede saklayacağız diye de kaygılanmıyoruz.
Veri toplayan her şey (bütün nesneler) birbirine bağlandığında ortaya nesnelerin ağı (Internet of Things, IOT) çıkıyor. Sıradaki iş ihtiyaç olduğunda toplanan verilerin taranıp en tecrübesiz çiftçinin bile anlayabileceği netlikte bilgi ve uyarılara dönüştürülebilmesi.
“Hava ısındı, toprak ve ürün kurumaya başladı, sulama yap.” gibi.
Ya da çiftçinin sorularını yanıtlayabilmesi, örneğin:
“Ağaçlarım hasta mı? Hangi ilaçtan ne kadar ve ne zaman vermeliyim?”
“Gelecek yıl tarlam ne kadar ürün verir?” gibi
Dahası, çiftçi ne kadar usta olursa olsun büyük resmi görmeden bilinemeyecek konularda da yol gösterebilmesi. Örneğin:
“Önümüzdeki yıl dünyada soğan arzı talebini karşılamayacak, gelecek yıl tarlaya soğan ekmelisin.” gibi
Elbette bu kadar çok veriyi tarayan ve ihtiyacınız olan bilgiyi size ulaştıran da yapay zekâ uygulamaları olacak. Nasıl google photos, istediğimiz fotoğrafı telefonumuza kayıtlı yüz bin fotoğrafın arasından bulabiliyorsa tarlanıza uygun geliştirilen bir algoritma da ihtiyacınız olan bilgiyi veri okyanusundan çekip çıkarabiliyor. Suyu boşa harcamamak, gübreyi tam da olması gereken miktarda, yerde ve zamanda verebilmek, hasatı tam zamanında yapabilmek, hastalık ve zararlıları erken tespit edebilmek böylece daha az girdiyle daha çok çıktı alabilmek tarımı akıllıca yapmak demektir. Akıllı tarım adı üstünde ezbere iş yapmamak, algoritmanın işi zaman geçtikçe daha iyi öğrenmesi, diğer deyişle makina öğrenmesi, üzerine kurulu. Burada algoritmaya öğretmenlik yapacak kişi de işinin ehli olan çiftçi. İş buraya gelmişken işin bir kısmını da robotlar yapabilir elbette. Otomasyon sayesinde çiftçi de çiftliğini kontrol panelinden (ya da akıllı cep telefonundan) idare edebilir.