İnsan eylemleri sonucunda atmosfere salınan sera gazlarının CO2 (Karbondioksit) ölçülmesiyle ortaya çıkan değere “Karbon ayak izi” denir. Başka bir deyişle insanın doğaya ve atmosfere verdiği zararın bir ölçeğidir diyebiliriz. Çeşitli hesaplamalar ve ölçümlerle karbon ayak izinin ya da çevreye verilen zararın kişiden kişiye göre değiştiğini söylemek mümkün.
Kendi içerisinde birincil ve ikincil olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bu ayrım çevreye ve atmosfere verilen zararın anlaşılması bakımından oldukça önemlidir. Birincil ayak izi; gün içerisinde yapılan ulaşımlar ve evde kullanılan makineleri temel alırken ikincil ayak izleri bütün yaşam boyunca doğa ve atmosfere verilen zararı anlatmaktadır. Karbon ayak izi hesaplanabilir bir olgudur ve çevreye oldukça da zarar verir. Bu zararı ve karbondioksit emisyonunu engelleyebilmek için önce doğru olarak ölçebilmek ve önlemler almak gerekmektedir.
Bu zararlardan doğan en önemli sonuçlar ise maalesef küresel ısınma ve iklim değişiklikleridir. Karbondioksit salınımı doğrudan doğruya ve ya dolaylı olarak tükettiğimiz fosil yakıtlar sonucunda ortaya çıkmaktadır. Örneğin bir fabrikanın üretim için elektrik kullanması ve ya evlerimizde ısınmak için doğalgaz kullanmamız bir karbondioksit salınımına yani bir karbon ayak izine sebep olur. Bunu ölçen yönteme ise karbon ayak izi hesaplaması denilmektedir.
Genellikle senelik olarak yani yıllık dönemler periyodunda ton bazında ölçülerek hesaplanır.
Bir kişinin olabileceği gibi, bir kurumun, bir ulusun ve ya herhangi bir organizasyonun karbon ayak izi olabilir. Bir karbon ayak izinin niceliği belirlendiğinde onu azaltmak için yenilikçi yöntemler de geliştirilebilir.
Örneğin çevre politikaları, yeni teknolojiler ile beraber gelişen enerji verimliliği teknolojileri karbon ayak izini azaltmak için oldukça etken rol oynayabilirler.
Kişisel Karbon Ayak İzi Hesaplama
Bireysel karbon hesaplanması için internette çevrimiçi birçok hesap programına rastlayabilirsiniz. Bunlardan bazıları California Üniversitesi gibi köklü kurumların hazırladığı hesap makineleridir. Ama biz de bu yazımızda yeme içme alışkanlıkları, eğlence alışkanlıkları, elektrik kullanımı gibi bir çok etmenden faydalanarak ortalama bir karbon ayak izi hesaplamasında bulunacağız.
Türkiye’de 2017 yılında yapılan bazı çalışmalar göstermiştir ki, Türkiye’de kişi başına düşen ortalama karbon ayak izi yaklaşık olarak 3.200 ton CO2’dir. Yine yapılan bir çalışmayla bir bireyin bıraktığı karbon miktarı yüzdelik dilimde şu şekilde belirtilmiştir:
%16 Petro-Kimyasal ve diğer yakıt türleri
%13 Eğlence ve Turizm sektörü
%12 Kamusal alandaki enerji tüketimleri
%12 Yapılan elektrik tüketimleri
%10 Kişisel motorlu araç kullanımı
%9 Ev eşyaları ve dekorasyonları
%7 Motorlu taşıt üretimindeki pay
%6 Tatil ulaşımı
%5 İçecek ve Yiyeceklerin tüketimi
%4 Giyecek yani elbise tüketimi
%3 Toplu taşımaların kullanımı
%3 Ekonomik hareketler
Bu hesaplama bireysele göre biraz daha meşakkatli gibi gözükebilir. Kurumsal karbon ayak izi hesaplaması, uzman olarak çalışan çevre şirketleri tarafından denetlenerek ve raporlanarak yapılır. Doğru hesaplama yapılabilmesi için denetleme, veri toplama ve raporlama olmak üzere bu üç maddenin kusursuz olarak yapılması gerekmektedir.
Kurumsal karbon hesaplaması ISO 14040:2006 standardına göre yapılmaktadır. Ayrıca Uluslararası Sera Gazı Protokolünce belirtilen kapsamlar altında değerlendirilirler. Bu maddeler evrene yayılan karbon miktarının doğrudan yayılımlı ve ya enerji dolaylı yayılımlı olmasına göre sınıflandırılırlar. Bu sınıflandırmayı şöyle yapabiliriz.
Doğrudan sera gazı yayılımları, Birincil karbon ayak izi olarak da adlandırılmakla beraber denetim yapan kurumun raporlarında belirtilir. Bu kapsam altında değerlendirilen ayak izleri ilgili firmaya ait olan ve firmanın bizzat sahip olduğu ya da kontrolünde bulunan fosil ve Petro-kimyasal yakıtların yakılmasıyla ortaya çıkmaktadır.
Enerji dolaylı sera gazı yayılımları, bu ölçümler ayrıca ikincil karbon ayak izi olarak adlandırılmakla birlikte rapor yazıcı firma tarafından yapılan dolaylı bir ölçüm parametresinin adıdır. Enerji kullanımı kaynaklı olarak dolaylı yoldan kullanılan enerjiden kaynaklanan kurumsal karbon ayak izini temsil etmektedir. Bunlar elektrik, ısınma, soğutma ve iklimlendirme gibi sistemlerde kullanılan enerji dolayısı ile açığa çıkar.
Toplam karbon oluşumuna sebep olan bir diğer husus da tüm ayak izinin %34’ünü oluşturan firma kaynaklı olmayıp, firmanın tüm satın alma aktivitelerinde ortaya çıkan ayak izidir. Dilerse firma özel olarak ölçtürebilir.
Kurumsal sürdürülebilirlik farkındalığına sahip şirketler, belirli periyotlarda kurumsal karbon ayak izi hesaplama çalışmaları yapmaktadır. Bunun için işletmeler, öncelikle kurumsal karbon ayak izi konusunda yürütülen çalışmaların işletmenin çevresel sürdürülebilirlik politikalarının ve hedeflerinin bir parçası olduğunun farkında varması gerekmektedir. Zira, çevresel konularda izlenen stratejilerin kurumsal karbon ayak izi kadar su ayak izi, ekolojik ayak izi, atık yönetimi vb gibi boyutları da vardır. Tüm bu çevresel çalışmaların bir bütün olarak yürütülmesi büyük önem arz etmektedir.
Kurumsal hesaplama için şirketler ulusal ve uluslararası standartları referans almalıdır. ISO 14067 bu konuda genel bir çerçeve çizerken, şirketin faaliyet alanına bağlı olarak sektör, ürün, hizmet veya süreç bazlı standartlar da mevcuttur. Bu düzenlemelerden yola çıkarak bir şirketin;
Karbon ayak izi konusunda hesaplama ve raporlama yapan şirketler, envanterlerine ayrıca, sera gazı emisyonlarını düşürmek için gerçekleştirdiği faaliyetleri de dahil edebilir.
Elde edilen karbon değerinin daha sonrasında doğrulanması gerektiğinden, şirketlerin hesaplamalarında kullandığı tüm ölçüm ekipmanı, sistemi, süreci, teknikleri vs de bakım ve kalibrasyon çalışmaları ile periyodik olara doğrulaması gerekmektedir. Bu tür çalışmalar da sera gazı envanteri kalite yönetiminin bir parçasıdır.